9 Mayıs 2015 Cumartesi

davudi ses

saat gecenin iki buçuğu oldu, yine başladı. yan komşum davudi sesli adam. geceleri karısı ile münakaşa ediyor. konuyu bilmiyorum. ama ben uyanıyorum, hemde bir vaazın ortasına. ilk geceler kitap okuyup geçiştirmek istedim, canım sıkkın uyanıyorum. konuyu anlamaya çalıştım fakat davudi sesin konuşma konusunda kendine fazla özgüveni var, bütün geceler benzer bir mevzu olduğunu seziyorum ama özne değişik olabilir. tonlamalar hep aynı. ne zaman başladığını bilmiyorum ekren yatıyorum, yattığım zaman ses yok, uyandığım zaman sahnede davudi, bir bariton saxofon gibi solosuna devam ediyor. ne anlatmak istiyor derdi ne hiç bilmiyorum, merak da etmiyorum sabah okulum var uyumam lazım. çözümcü yaklaşıyorum özel mevzuları, kendime uyumak için yollar arıyordum. bir kaç geceden sonra bütün dikkatim onlarda. sıkıntı neyse anlaşmacı bir tavırları da yok davudi sürekli karısını ikna etmeye çalışıyor. bu tavrı tanıyorum daha önce beni de ikna etmeye çalışmıştı. evimin önündeki araç park yerinin kendine tahsisli olduğunu iddia etmişti. öyle birşey olamayacağından site yönetmeliğinden bahsedince ev sahibinin park yerinin tahsisli olduğunu anlattığını söylüyordu. inanmazsam görevli süleymana sorabilirmişim. süleyman kim? bir alışkanlığı varsa sol tarafa park edebileceğini söylüyorum ama park yerinin ona ait olamayabileceğini kabullenmek istemiyor. orası bana ait bitti kardeşim gibi ünlem cümleleri de kullanıyor, hararetle ikna katsayısını arttırmak planı. ikna olmuyorum ama onun daha önce ikna olduğu ortada ev sahibi ve süleyman bazı konularda onu ikna etmişler, sanırım ikna olması için gizli bir frekansı var ve ya işine geldiği zaman ikna olabiliyor. arabam bile yok bazı günler ailemin aracını park ediyorum ama bunca hukuk eğitiminden sonra bu savı kabul etmem mümkün değil. yönetmeliğe bakıp daha net bilgiler getireceğimi söylüyorum gidiyor. bir gece sesli bir tepki de verdim yeter kardeşim saat gecenin üçü diye bağırıp duvarı yumrukladım. sonra saate baktım ikibuçuktu, aslında iki buçuk diye içimden geçirdim bütün ciddiyetimi kaybetmiştim bir iki dakika sonra davudi ikna çabalarına yine başladı. önceleri kadının tarafını tutuyordum davudiye karşı bir antipatim vardı fakat o gece davudinin bir piyon kadının ise baş rolde olmayı seven, davudinin ikna çabaları ile kendini daha önemli hisseden bir abla olduğunu farkettim.  benimde bu filmde olmam ablanın tatmin katsayısını arttırmıştı, o sessizlikte ne olduysa davudinin ses tonu daha da gevrekleşti daha önce birisini ikna etti mi bilmiyorum ama kendi ikna oluşlarındaki tecrübelerinden edindği bütün taktikleri kullanmaya başladı. ablanın hiç ikna olası yok belki de davudi karşısındakini ikna edince kendi fikrini değiştirenlerdendir. abla arada cevaplar verip oyunun yönünü değiştiriyor davudi tam bir görev adamı. artık bu uyanık olduğum saatleri kitap okuyup müzik dinleyerek değerlendiriyorum oliver messianen dinliyorum türk ceza kanunu okuyorum. bu auradan zevk alacak birini tanımıyorum biraz tempoları düşüyor, onarla ilgilenmeyince. ertesi günler çok stresliyim turşu satıyorum yine kimse almıyor, sanırım ticari zekam yok. gün içindeki pozitif olduğum anlarda sarkastik çözümler üretiyorum böyle durumlara hazırlıklı olmalıyım sinirli olunca yaratıcılığımı kaybedebiliyorum. iki gün bu olayın üstüne düşünüp kafa yordum kapılarını çalıp hayırlı geceler alıp veremediğiniz ne allahınızı severseniz artık bende konuya dahilim kusura bakmayın diyip yanlarına gitmeyi düşünüyorum ve ya tek tek yakalayıp olayla ilgili fikirlerimi aktarmak mantıklı gibi geliyor, artık fiziki olarak da konuya dahil olmam bu gece sohbetlerini daha füturlu bir hale sokabilir en azından. o gece henüz yatmamıştım davudi ve eşi dışardan geldiler geldiklerini ablanın keyifli türküsüyle anladım sanırım bir çözüm yolu buldular. sanki bu çözüm sürecinde benim de bir katkım olmuş gibi sevindim huzurlu bir şekilde uyumaya başladım. fakar artık geceleri uyanıp kitap okumak gibi bir alışkanlığım var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder